Yaratıcı Fikri ve Cehalet

05 Mart 2017

Modern insanın sorunlarının başta gelenlerden bir tanesi “varlık” konusudur. Başta gelen derken; gündelik meseleleri düşünmeyi bitirip, kendisi ile başbaşa kaldığı zaman sorduğu soruları kastediyorum aslında.

Bir yaratıcının var olduğuna dair birçok aklî ve kalbî delil gösterilebilir? Bu delilleri; yerdeki bir taşı gösterip “işte gözümle görüyorum, bu taş vardır” şeklinde açıklanması elbette beklenemez. Kutsal metinlerde geçen yaratıcı kavramı veya ilâhî dinlerle alakası olmadığı halde; çeşitli coğrafyalarda varlığını sürdüren kabile ve toplumların, kendiliklerinden bir yüce güç üretme ihtiyacı hissetmesi, tam da bu akıl ve ruh ile varlığı hissedilen yaratıcı düşüncesinin ürünü olmalıdır.

Bahsettiğim algı hususunun daha iyi anlaşılabilmesi için uçak-hava ilişkisi üzerinden bir örnekleme ile devam ediyorum. Uçakların icadı üzerinden henüz 200 yıl bile geçmedi. İnsanlık tarihinin binlerce yıl olarak tahmin edildiğini düşünürsek, 200 yıl pek de uzun bir süre sayılmayacaktır. Peki binlerce yıldır insanlar neyi bekliyordu? Neden bunca zamanda birileri uçak icat edemedi? Sebebi aslında gayet basit. İnsanlar havanın nasıl bir ortam olduğunu bilmiyordu. Hava dediğimiz ortamın bir boşluk ve yokluk ortamı olduğu düşünüldüğü için, bununla ne yapacağımızı bilmiyorduk. Şöyle bir itirazla gelebilirsiniz. “Ne yani, Wright kardeşler (uçakların mucidi kabul edilmektedirler) uçaktan önce havayı mı keşfetti?”. İlk uçan uçak, havacılık tarihi açısından önemli bir kilometre taşı olsa da, gerçek bir uçma deneyimi olarak düşülemez. İnsanlığın ulaşım ihtiyacını karşılaması yönünden yeterli olan hava araçlarının icadı, havanın daha iyi anlaşılması ve bilimsel olarak açıklanması ile mümkün olmuştur.

Daha önceleri boşluk/yokluk olarak algıladığımız havanın, gerçekte ise atom ve moleküllerden meydana geldiği, atom ve moleküllerin de bir kütlesinin ve dinamiğinin olduğunun anlaşılması sonrasında, anlaşılabilmiş olan hava içinde hareket edebilen, modern uçaklar yapılabildi.
Binlerce yılını havanın yapısını bilmeden geçiren insanlığın yanılsaması, algılayamadığı için havanın içindekileri yok saymasındandı. Buradan hareketle; 5 duyu organımızla algılayamıyoruz diye bir yaratıcının varlığını inkar etmek, tonlarca ağırlıkta bir kütleyi havada tutan gaz atomlarını inkar etmekten çok farklı olmayacaktır. Kaldı ki duyu organlarının sayısının 5’ten fazla olduğu ile ilgili ciddi tartışmalar da yapılmaktadır.

Bunun yanı sıra;varlığı hakkında beni ikna etmeye yetecek kadar delile sahip olduğum yaratıcı olan Allah, birgün kendisinin varlığının açıkça (yazının başındaki taş örneğindeki gibi bir taşı nasıl ki kimse reddetmiyorsa, o şekilde şüpheye mahal bırakmayacak şekilde) anlaşılacağını söylemektedir. Tüm bu bilimsel ilerlemeler sayesinde, bir zamanlar varlığından haberdar olmadığımız gaz atomlarını keşfettiğimiz gibi; bir yaratıcının var olduğunun da keşfedilmesinin pekala mümkün olduğunu kim inkâr edebilir? Hayatın anlamlandırılmasında en temel taş sayılabilecek böylesine önemli bir konu, “E tamam keşfedilsin de o zaman bakarız” diyerek geçiştirilebilir mi?

Üzerinde fikir birliğine varılan ender konulardan biri, insanın en büyük düşmanın cehalet olduğudur. Fikir birliğine varılamayan konu ise cehaletin ne olduğudur. Cehaleti yaratan; sanıldığı gibi okumamak değil, kendini yeniliğe kapatmaktır. Okumakla yeni bir şeyler öğrenilebiliyorsa, bu birey için zaten bir yenilik demektir. Dolayısıyla; insan okuduğu sürece ve kendini yeniliklere açık tuttuğu sürece cehaleti aşabilir. Okuyan ama yeniliklere kapalı birisi, asla “aydınlanmış” veya aydınlanma yolunda ilerleyen birisi değildir. Onların yaptığı okumalar, aydınlanma için değil, aksine kılıçlarını keskinleştirip, kafalarında yarattıkları düşmanlara daha sert saldırmak içindir. Okumak; insanı toplum için daha faydalı, daha erdemli, daha olgun yapmadığı sürece en az cehalet kadar tehlikelidir.

Yazıyı bitirirken, bu vesile ile Yunus suresini okumanızı tavsiye ederim. Sakin kafayla, sabırla ve sonuna kadar…

Saygı, sevgi ve selamlarımla…

Etiketler:, , , , , , ,

Sponsor Bağlantı