Başlık her ne kadar “bir çakram daha açıldı” olsa da açılan çakra falan yok aslında. Bi arkadaş çok kullanır, heyecanla bir şeyler anlatırken oradan aklıma geldi. Ama konuyla tamamen alakasız değil. Hani empati kurmak vardır ya, başka birisini anlayabilme kabiliyeti/erdemi/kudreti olarak açıklanır. Empati kurabilmek kadar empatinin kendini anlamak da ayrı bir kudret aslında. Bir kere kendini başkasının yerine koymak diye bir şey yoktur. İnsan bizzat aynı durumu yaşamadan, aynı süreçten geçmeden, aynı acıyı çekmeden ve aynı coşkuyu tatmadan nasıl onları yaşayan birini tam olarak anlayabilir? Beynin içinde kurulan modellerin gerçekçiliği ve benzer tecrübelere dayanan varsayımlar ona yakın bir anlama sağlayabilir belki ama bu asla hemen yanında bir yer olmayacaktır.
Bir toplum içinde yaşıyor olmamız, insanlarla sürekli etkileşim içinde olmamız (belki her an birine işimizin düşebilecek olması) insanın sosyal bir varlık olmasını sağlar. Sosyallik iyi ilişkiler gerektirir. Yani insanlara batmayan, beraberken huzursuz hissettirmeyen, değer katan ve biraz da keyif veren bireyler olmamızı sağlar. Empati kurabilmenin faydalı olduğu bir yer karşındakinin ruh halini anlayıp ona göre davranmaktır. Bir diğer faydası karşındakinin davranışlarını önceden sezip duruş belirlemeyi sağlamasıdır. Yada belki karşıdakini sömürmek için kullanılabilir. Ancak şu an bahsettiğimiz zayıf ve kırılgan birini anlamak. Zayıf ve kırılgan ruh hali iki şekilde gösterir kendini. İyice içine kapanma yada saldırganlık. Biri kendine zarar verir diğeri daha çok çevreye.
İtici çıkışları olan biri, yada sürekli etrafına olumsuzluk yayan bireylerin de özünde hak verilebilecek bir neden yatıyor büyük ihtimalle. Herkeste biraz psikopatlık vardır ve bunu açığa çıkaran yaşanan olaylardır. Bebeklikten itibaren yaşadığımız her bir olay bir sonraki günkü davranışlarımızı kurar. O yüzden değil midir psikologların çocukluğa inmeleri? Çevremizdeki en kötü insanların öyle olmalarının ardında mutlaka bir dizi olaylar silsilesi gizli. Kötülüğün ardındaki sebebin bu olmasından yola çıkarak tüm kötü kabul edilmiş insanların içinde açığa çıkarılabilecek iyilik vardır denebilir. Çünkü kötülüklerin ardındaki neden; iyiliği bulamamış, bulamıyor ve tadamıyor olmaktır.
Güce sahip olduğunda etrafındaki suçsuz insanlara eziyet çektiren birinin bu hareketlerine sebep geçmişinde güce sahip olanlar tarafından ezilmiş olmasıdır. Para kaybettiği için etrafına saldıran birinin saldırganlığının ardındaki neden geçmişte parasızlık nedeniyle büyük zorluklar yaşamış olmasıdır. Arttırılabilecek olan bu örnekler aslında birer geçmişteki zor günlerden alınan intikamdır. Geçmişteki zorlukları intikama dönüştürmek kişinin zayıflığı olabilir. Zorluklardan sonrasını mantıklıca düşünmemiştir, düşünecek zaman bulamamıştır. Bir anda bir eziyet makinesine dönüşmüş olabilir. Akla ve erdeme önem veren birisi için zorluklar doğru değerlendirilerek fırsata dönüştürülebilir ve intikama dönüşmesi önlenebilir. Örneklediğim iki kişinin olaylara tepki veriş şekli elbette daha öncesinden kazandığı bakış açısı sebebiyle olmuştur. İntikam almak yada erdemli davranmak…
Özetle empati kurmak demek karşıdaki kişiyi anlamaktır ama bu “anlamak” kelimesi ardında çok başka anlamlar vardır. Bu; o kişi olmak, o kişiyi yaşamak gibidir. Empati kurabilmek bir yetenek, bir kabiliyet, bir erdem ve aynı zamanda bir sanattır. Empati kurmayı öğrendikten sonrası ise apayrı bir çıkmazdır.