Böyle Bir Sahtekarlığı Ancak Türkler Yapar

25 Eylül 2015

Dürüst bir geçmişe sahip olan milletimiz; iç ve dış müdahaleler sebebiyle cahilleşmesi, özünden uzaklaşması ve şehirleşme ile birlikte gerçekleşen göçlerle mahalle baskısından kurtulması, yabancılaşması sonucunda sahtekarlaşarak bugünlere gelmiştir. Ne dinde ne de örfte yeri olan sahtekarlık, ezikliğimizin de etkisiyle güçlenerek, dünya üzerinde sadece Türkler’e mahsus bir özellikmiş gibi algılanır hale gelmiştir. Ben de, bizden sahtekarı yok diye bilirdim. Ta ki…

Evet, ta ki geçtiğimiz yıllarda patlak veren Yunanistan krizine kadar. Krizle birlikte Avrupalı Yunanistan’ın AB’den fon alabilmek için plastik zeytin fidanlarını oradan oraya taşıyarak, uzaydan çekilen fotolar sayesinde destek fonlarını kendisine akıttığını öğrenene kadar.

“Yaparlar, köklerinin Osmanlı olduğunu düşünürsek bu sahtekarlığı Türkler’den öğrenmişlerdir” diyenler çıkacaktır. Lakin bugünlerde patlak veren hadise daha vahim.

Bugünlerde, dünya öyle bir skandalla çalkalanıyor ki ben böylesine büyük sahtekarlığa ilk defa şahit oluyorum. Şanlı, kaliteli ve dürüst Almanlar’ın lider otomotiv üreticisi Volkswagen’in ürettiği araçlarda, emisyon değerlerini 10 ila 40 kat arasında daha düşük gösteren bir yazılım hilesi yaptığı ortaya çıktı. Üstelik; bu öyle akıllı bir yazılım ki araç emisyon ölçümüne girdiğinde bunu algılıyor ve otomatik olarak emisyon değerlerini düşürüyor. Düz yola çıkınca ölçümdeki gibi düşük emisyon üreterek çalışması halinde performans sağlayamayacağı için, çevreyi de doğayı da bir anda unutuverip bir canavara dönüşünüyormuş. Bu Volkswagen ki; Alman mühendisliğinin ve kalitesinin timsali olan bir marka. Sadece ABD’de 500 bin’e yakın araç, toplamda ise skandala karışan diğer Alman markaları ile birlikte 3 milyon civarında aracı ilgilendiren bir skandaldan bahsediliyor. ABD yasalarına göre kesilmesi gereken ceza en az 18 milyar dolar. 18 milyar dolar ceza VW’i batırmaya yeter. Hal böyleyken VW’i batırmamak için nasıl bir çözüm bulacakları merak konusu.

Gel gelelim; bu saatten sonra bu işin arkasından bir gurbetçi Türk çıkmazsa, kimse beni Türkler’in sahtekarlıkta lider olmayı bırakın dereceye girebileceğine bile inandıramaz. Bizimkisi “herşeyde  geriyiz, bari sahtekarlıkta lider olalım” çabasından başka bir şey değilmiş.

Doğru olan bir şey var ki: “Almanlar yapıyor arkadaş”. Sahtekarlığın da âlâsını yapıyorlar.

Dipnot: Bu yazıyı yazmamın üzerinden 3-5 gün geçti ki skandal büyüdükçe büyüdü. Bu arada işin içine Opel hariç tüm Alman markaları dahil oldu. O kadar ki Bosch bile dahil oldu. Nasıl mı? Skandala konu olan markaların motorlarında kullanılan yanma ile ilgili parçayı ve yöneten yazılımı Bosch üretiyormuş. İddiaya göre; Bosch bu yazılımı üretmiş ve test amaçlı olduğunu, kullanılmasının suç olacağını söylemiş. Neyi test etmek içindi ve nasıl oldu da Alman otomotiv devleri düşük emisyonlu otomobil pazarlarken Bosch bu durumun kendi ürettikleri “test amaçlı” ürünün marifeti olduğunu farkedip gerekli yerlere bilgi vermedi ayrı bir tartışmanın konusu.

Sponsor Bağlantı